üyesi olduğu bir topluluk yok
Eski zamanlarda..asil karanlığın derin bilgeliğine ulaşmış” rahiplerin-ermişlerin” aforoz edildiği çağda,”ulu ruh” a ulaşan ”tapınaklar-dergahlar” vardı.
Eski dünyanın “bilgilerini” !
Günümüze taşıyan ulu bilgeler, bugün yeni bir “formda” doğumdan-ölüme dek süreci taşıyorlar sonsuzluğa.
Davuttan-Süleyman başlangıcı ve bilgeliğin” ustalığına” ulaşmış pek az kişi olduğu söylenilir.
Evet, bu asil ve derin “gönye-pergel” kardeşliğine sahip kaç ulu kişi var? Eski dünyanın kapılarını kim açabilir?
Yapıcıların elinde şekillenen dünyanın somutluğu ve değerin biçimselliğine bakmak için derin olmak şarttır.
Basit, sıradan kulak ve gözlerin algısı kavrayamaz onları
Benim asil-karanlık dünyamdan yansıyan nedir? Bu asil-karanlık dünyadan yansıyan “geleneksel” şeylerin derinliği mi?
Algıda seçiciliğin geleneksel düzlemede yoğunlaştığı yerde, algı dahi sırdan” ayaktakımı-leşyiyicileirn” düzeyine düşer.
Benim için klasik olan her şey sıradanların algısına hitap eden şey “ olarak nitelenir.”
Benim dünyamda var oluşun kendisi, kesin bir azarlama olarak nitelenmekle birlikte-ceza olarak damgalanmıştır.
Ne atalarımın geçmiş “ aristokrat “geleneği, nede günümüz” burjuva” geleneğine ilgi duyuyorum… Fakat!
Geçmişin “asil-aristokrasisini”, günümüz burjuvazisine tercih ederim.
Ayaktakımı ve basit zihinlerin “vızıldadığı” günümüz dünyasında, bizlerin yapabileceği tek şey, insanlığın derin trajedisini izlemek olmalıdır.
Onların zihinleri ve algısı er veya geç çöküşe-yok oluşla sonlanacaktır…işte bizim günlerimiz Ogünler olacaktır..!
Kavimler kapısından doğanlarla birlikte